AHMET BARAN ASLAN Yazarın Tüm Yazıları
1997 Yılında Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde doğan yazarımız; ilköğretim eğitimini burada orta okul ve lise eğitimini ise Viranşehir ilçesinde tamamladıktan sonra Gaziantep Üniversitesi Tarih ve Edebiyat bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında ge...
SMUD Filosundan Filistin Konvoyuna
Bazen bir gemi yalnızca denizleri aşmaz; insanlığın vicdanına doğru yol alır. Bazen bir konvoy yalnızca araçlardan, teknelerden ya da insanlardan oluşmaz; taşıdığı yük, dünyanın sustuğu bir yerde yükselen itirazın kendisidir.
SMUD filosundan Filistin konvoyuna uzanan hikâye, tam da böyle bir vicdan yolculuğunun izlerini taşır. Bir tarafta kuşatmaların, yıkımların ve ağır insani bedellerin gölgesinde yaşamaya çalışan Filistin halkı; diğer tarafta ise dünyanın farklı coğrafyalarından yola çıkarak “Bu acı karşısında sessiz kalamayız” diyen insanlar...
Denizler, tarih boyunca yalnızca ticaretin ve savaşların değil, dayanışmanın da yolları olmuştur. Bir geminin limandan ayrılması kimi zaman bir ekonomik seferdir; kimi zaman ise insanlığın ortak vicdanına bırakılmış bir mesajdır. Filistin'e doğru yola çıkan konvoyları bu nedenle yalnızca bir ulaşım faaliyeti olarak görmek eksik kalır. Bu hareketler, sivil toplumun savaşların ve siyasi hesapların ötesinde bir söz söyleme çabasıdır.
SMUD filosu ile başlayan bu hatırlayış, bize önemli bir gerçeği yeniden gösteriyor: Dayanışma, sınırların tanımlayabileceği bir kavram değildir.
Bir insanın acısı başka bir coğrafyada yaşandığında bizim meselemiz olmaktan çıkmaz. Bir çocuğun hayatını kaybetmesi, dünyanın herhangi bir köşesinde gerçekleştiğinde insanlığın ortak vicdanında yankılanmalıdır. Çünkü insan haklarının milliyeti, acının coğrafyası yoktur.
Filistin meselesine bakarken de tam olarak buradan hareket etmek gerekir.
Bugün Gazze'nin görüntüleri ekranlara düştüğünde dünyanın büyük bir bölümü birkaç dakika içinde yaşananları görebiliyor. Yıkılmış evleri, yaralı çocukları, yerinden edilmiş aileleri, enkaz altında kalan hayatları... Fakat görmek ile müdahil olmak arasında büyük bir mesafe bulunuyor.
İşte sivil dayanışma hareketleri bu mesafeyi kapatmaya çalışıyor.
Bir konvoyun yola çıkması, aslında “Sizi görüyoruz” demektir.
Bir geminin limandan ayrılması, “Yalnız değilsiniz” demektir.
Bir insanın binlerce kilometre yol kat etmesi ise “Başınıza gelenler bizi ilgilendiriyor” diyebilmenin en somut biçimlerinden biridir.
Elbette böylesi girişimlerin sonuçları yalnızca ulaştıkları limanlarla ölçülemez. Bazen asıl sonuç, dünyanın gündemine taşınan sorudur:
İnsanlık, bir halkın yaşadığı acıya daha ne kadar sessiz kalabilir?
Filistin konvoylarının anlamı biraz da burada ortaya çıkıyor. Bu yolculuklar, yalnızca yardım taşımayı değil, unutulmaya karşı direnç göstermeyi amaçlıyor. Çünkü savaşların en büyük tehlikelerinden biri yalnızca yıkım değildir; acının sıradanlaşmasıdır.
Bir süre sonra insanlar görüntülere alışabilir.
Haber başlıkları değişebilir.
Gündem başka meselelerin peşinden sürüklenebilir.
Fakat enkazın altında kalan bir çocuğun, evini kaybeden bir ailenin veya hayatı altüst olan bir toplumun yaşadığı acı, gündem değişti diye sona ermez.
Bu nedenle dayanışmanın sürekliliği önemlidir.
SMUD filosundan Filistin konvoyuna uzanan çizgi, bize dayanışmanın yalnızca olağanüstü dönemlerde ortaya çıkan bir refleks olmadığını da hatırlatıyor. Gerçek dayanışma, acı haberlerin ilk günlerinde gösterilen heyecandan ibaret değildir. O, zaman geçtikçe azalmayan bir vicdan sorumluluğudur.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey tam olarak budur:
Unutmamak.
Filistin'i yalnızca savaş haberlerinin konusu olarak değil, insanları, çocukları, aileleri, şehirleri, tarihi ve geleceği olan bir toplum olarak görmek...
Dayanışmayı yalnızca sloganlarda değil, hayatın içinde yaşatmak...
Ve dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa karşı çıkmanın insan olmanın temel sorumluluklarından biri olduğunu hatırlamak...
Bir konvoy yola çıktığında ardında yalnızca tekerlek izleri veya denizde bir rota bırakmaz.
Bazen ardında bir cümle bırakır:
“İnsanlık henüz susmadı.”
SMUD filosundan Filistin konvoyuna uzanan yolun en güçlü anlamı da belki budur.
Çünkü bazı yollar bir yere varmak için değil, insanlığın vicdanını yeniden harekete geçirmek için yürünür.
